tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2012 Cuma

TİYATRO KUMPANYASI – CAN



Can’ımız o kocaman dünyasıyla sahnede.Hayatı, hayata dair düşünceleri ,öfkesi,muzipliği ,insanlığı ve şairliğiyle canımıza Can katan , bizi bize yeniden geri veren o güçlü yürek sahnede.


Saatlerce ayakta alkışlanacak bir oyunculukla KEMAL KOCATÜRK,çizgileriyle MEHMET GÜLERYÜZ , CAN YÜCEL’i getirdi karşımıza.Hissettik ve yeniden sevdik onu.Hatırladık ve kattık hayatlarımıza.Ölümsüz bir şairin ,CAN BABA’nın sofrasına konuk olduk 2 saat boyunca.Ne iyi yaptık.Unutulmaz bir oyun ve geceyi ekledik yaşamımıza.Öyle derin, içten,sımsıcak.

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım
CAN YÜCEL

Daha fazla şiir için: http://www.canyucel.net
eylem t

25 Nisan 2011 Pazartesi

SOKAK KEDİLERİ(ÇOCUK OYUNU)


Bu haftasonu İstanbul Şehir Tiyatrosunun Ümraniye Sahnesinde sahnelenen 'Sokak Kedileri' adlı çocuk oyununa gittik.Ümraniye Sahnesi , Haldun Alagaş Spor kompleksinin içerisinde yer alıyor.Ümraniye Meydan AVM 'ye yakın mesafede.
Tiyatro organizasyonunu Nurturia'dan bir arkadaşımız yaptı.Yaklaşık 12 çocuk ve anne babaları vardı.Sahne maalesef çok güzel değil.Bir de oyun sırasında bence mikrofon kullanılmalı çünkü çocuklar ister istemez konuşuyorlar seyrederken ve bir uğultu oluyor salonda.Öyle olunca da oyuncuların söyledikleri çok iyi anlaşılmıyor.
Oyun ,sokakta yaşayan kedilerin dünyasını ve onlarla arkadaşlık eden bir kızı anlatıyor.Kediler, iki gruba ayrılmış durumdalar ve sürekli birbirleriyle kavga ediyorlar.Kavga etmemeyi başarabilecekler mi acaba? Aslında genel olarak başarılı buldum ben oyuncuları ve oyunu ama Yiğit'in ilgisini canlı tutamadı oyun.Konuyu algılayamadı tam olarak,sürekli kıpır kıpır olmasından kaynaklanıyordu bu sanırım.  'Kediler niye sürekli kavga ediyorlar' diye sorup durdu:)
Tiyatro sonrası Ümraniye Meydan'a gittik.Dışardaki oyun alanındaki küçük dönme dolaba,trene bindi çocuklar.Fıskıyelerin etrafında koşturdular.Sonrasında da yemeğimizi yedik.Oldukça yorulan Yiğit, dönüş yolunda ,arabada uyuya kaldı:)

22 Mart 2011 Salı

ALEVLİ GÜNLER (İSTANBUL HALK TİYATROSU)

Şu sıralarda güzel bir oyun olsa da gitsek diyor musunuz?
Bu ülkedeki kalabalıklardan farklı bir inancınız ve kuralların dışında bir isteğiniz varsa  nelerle karşılaşabileceğinizi , gülerek sorgulamak ister misiniz?Keyifle ve içtenlikle oynanan , güzel yazılmış bir oyunu seyretmek ister misiniz ?

Ben izledim ve beğendim.Tavsiye ediyorum.

Oyuncular:
Cem Davran
Erkan Can
Yıldıray Şahinler
Bahtiyar Engin
Tuğçe Kıltaç

Alevli Günler detaylar için tıklayınız

14 Ocak 2011 Cuma

TİYATRO: LEYLA'NIN EVİ


Zülfü Livaneli'nin romanından , Nedim Saban tarafından uyarlanan bu oyun, Tiyatrokare tarafından sergileniyor.Ben, Kozyatağı Kozzy'deki Gazanfer Özcan Sahnesi ndegittim oyuna.Öncelikle, Kozzy'nin tiyatro salonunun çok çok güzel olduğunu söylemeliyim.Sahneyi görememek diye bir şey sözkonusu değil,koltuklar gayet rahat ve içerisinin havalandırılması da gayet düzgün.Özellikle Anadolu yakasında oturanlar için çok büyük bir şans olduğunu düşünüyorum buranın.

Romanı okumamıştım.Öncesinde oyun hakkında da hiçbir yorum okumadım .Uzun zamandır tiyatroya gitmemiş olmanın verdiği bir heyecan ve beklenti içerisindeydim yalnız. Üstelik  de bu oyun bana yakın bir arkadaşım tarafından hediye edilmişti.Benim için çok çok değerliydi bu yüzden.Konusunun derinliği daha oyunun girişinde belli ediyordu kendini.Üstelik ana karakteri oynayan oyuncunun sergileyeceği muhteşem performans ilk dakikada anlaşıldı.Yıllarca İstanbul'da, boğazdaki yalıda yaşayan Leyla Hanım(Celile Toyon), tüm hanımefendiliği,mağrurluğu,mahzunluğu, yumuşak ama aynı zamanda direnen kişiliğiyle elinden alınan evinin önünde oturmaktadır.Yıllar içerisinde ,toplumsal yapı da değişmiş, servet ve iktidarlar el değiştirmiş,kendi ailesi de bu süreçte yok olup gitmiştir.Peki Leyla Hanım, hakkını ,evini geri alabilecek midir? Yapayalnız kaldığı bu hayatta , ona yardım edenler çıkacak mıdır ?  Leyla hanım, kafesinden çıkarılmış bir kuş gibi yüzleştiği bu dünyayla başedebilecek midir? Bu soruların cevaplarını, yavaş yavaş oyuna dahil olan karakterlerle birlikte öğreniyoruz.Sahnenin arka planındaki görüntüler ve de müzikler de eşlik ediyor bu sürece.

Böylesine muhteşem kurgunun, tiyatro oyunu içerisinde ağır aksak ilerlemesinin sebepleri var mutlaka.Sadece bir izleyici gözüyle yorum yapabilirim elbette.Oyuncuların bazılarında görülen konsantrasyon eksiklikleri, diyalogların  ve konu aktarımının biraz fazla göstere göstere olması,buna rağmen akışkanlıktaki eksiklik , oyunun içine tam anlamıyla girmemi engelledi.

Oyundaki bir diğer müthiş performans da Leyla Hanım'ın tam zıttı karakterdeki Roxi(Ayça Varlıer)'den geliyor.Ama benim dikkatimi çeken bir diğer nokta ; Leyla Hanım dışındaki modern dünya kadınlarının  pek de olumlu karakterler olmamaları.Oyun sırasında üzerime çöken bu his de hoşuma pek gitmedi doğrusu.

Kendimce vasat diye değerlendirebileceğim  oyunun sonunda ,tabii ki alkışladım dakikalarca.Verilen emeğe,tiyatroya saygım sonsuz.

Bu oyunu nedense bir sinema filmi olarak hayal ettim.Mutluluk'dan sonra fena olmazdı hani:)
      
                                                                                                            eylem t